Oyunu Kuran Biz miyiz, Yoksa Büyük Oyunun Oyuncuları mı?
Oyunu kurmak, gerçekten oyuna hâkim olmak anlamına mı geliyor?
İnsanı düşünelim. Kendi kurallarımızı koyabileceğimiz bir dünya yaratmak istiyoruz. Doğayı anlamaya, sınırlarını aşmaya ve çevresini değiştirmeye çalışıyoruz. Zamanla zihnimizdekileri oyunlarımıza yansıtıyoruz.
Arenalar, spor sahaları, dijital evrenler…
Bugüne kadar benim düşünme biçimim böyleydi. Ancak yapay zekâ, doğayı algılama biçimimde önemli bir değişime sebep oldu. Neredeyse tüm kavramlar, artık zihnimde daha büyük bir resmin parçası.
Oyun da böyle.
Sanki doğanın bizden çok önce başlattığı ve bizden sonra da devam edecek esas oyunun oyuncularıyız.
Zihin Karmaşası'nın bu bölümünde oyunun izini Roma arenalarından futbol sahalarına, dijital dünyalardan yapay zekâya kadar sürüyoruz.
Gladyatörlerin mücadelesi bize iktidar hakkında ne anlatıyor? Bir futbolcunun sahadaki başarısı nasıl toplumsal bir simgeye dönüşebiliyor? Dijital oyunlar gerçekten herkese kendi hikâyesini yazma fırsatı sunuyor mu?
Ve belki de en önemlisi: İnsan, doğanın içinde ortaya çıkmış bir oyuncuysa, bugün sahip olduğu teknoloji onu oyunun kurucusu mu yapıyor? Yoksa kendi oyun alanını genişletirken gerçek oyunun parçası olmaya devam mı ediyor?
Doğanın süresiz oyun planında insan ve yapay zekânın yerini yeniden konuşmak için sohbette buluşalım.
Podcasti Monolog'da okuyabilir, YouTube kanalımda altyazılı izleyebilirsiniz.
10 Oct 2026
Amazon'un İkizi Hamza: Hayal mi Kuruyoruz, Geleceği mi Hatırlıyoruz?
Bu bölümde Amazon’un sessiz ikiz kız kardeşi Hamza’yı konuşuyoruz.
Hamza, yerin 4.000 metre altında usul usul akıyor.
Hamza’nın keşfi, yerkürenin altını anlamak bakımından çok önemli. Ancak nasıl keşfedildiğini öğrendiğinizde, bunu yıllar önce bir yerlerde okuduğunuzu hissedebilirsiniz. Çünkü Jules Verne, daha 19. yüzyılda Dünya’nın Merkezine Seyahat’te yer altında bir su dünyası hayal etmişti.
Hikâye bizi daha gerilere, tarih öncesi okyanuslara, hatta antik nehir Styx’e kadar götürüyor. Bu yüzden Hamza önemli. Ama asıl önemi, insanın aklına yeni sorular getirmesinde.
Bir zamanlar insanların yalnızca hayal edebildiği şeyler, bugün hayatımızın sıradan bir parçası.
Peki henüz varlığını bilmediğimiz gerçeklikleri nasıl hayal edebiliyoruz?
Alan Turing, 1950’lerde bir makinenin düşünebileceğini söylerken bir aydınlanma yaşamıyordu. Ona bu fikir daha önceki çağlardan miras kalmıştı.
Babbage makinelerin hesaplayabileceğini hayal etmişti. Poe, yapay bir zekânın satranç oynayıp oynayamayacağını tartışmıştı. Hatta bu fikir, antik dönemde Pygmalion’un heykeline can verme arzusuna kadar uzanır.
Peki çağ açan bir keşif bize neden geçmişi hatırlatıyor?
Neden “İnsan bunu düşünmüştü” diyoruz?
Sanki dışımızda ileri doğru akan zaman, içimizde geçmişe doğru akıyor.
Doğanın görünmeyen düzeniyle zihnimizin derinlikleri arasında bir bağ var.
Belki de sormamız gereken soru şu:
Biz geleceği hayal mi ediyoruz, yoksa derinlerimizde bir yerlerde onu hatırlıyor muyuz?
Bu bölümde Hamza Nehri'nden Jules Verne'e, jeolojik zamanın derinliklerinden insan zihninin gizemlerine uzanıyorum.
Podcasti Monolog'da okuyabilir, YouTube kanalımda alt yazılı izleyebilirsiniz.
Merhaba,
Eylül ayında yayınladığım iki yazı ilk bakışta birbiriyle tamamen ilgisiz gibi duruyor. Biri hızla ilerleyen teknolojiyi, diğeri odasında duran, eylemsiz kalan insanı anlatıyor.
Oysa alıştığımız yavaş hayatı, ürettiğimiz teknolojilerle biz hızlandırıyoruz. Bu hız, bize büyük bir yaşamın kapısını aralıyor: On yıllardır çözülemeyen protein katlanması sorunları aylar içinde çözülüyor; karmaşık matematik problemleri yanıt buluyor.
Peki bizi rahatsız eden ne?
Adaptasyon yeteneği en gelişmiş varlığız. Ama belki de ilk defa bu kadar büyük bir hız ve anlam krizi yaşıyoruz. Teknoloji hızlandıkça biz duruyoruz; çünkü teknolojinin temposuna yetişemiyoruz.
Belki de şu temel gerçeği kaçırıyoruz: Bu hız, daha yavaş olan insandan doğdu. Evrenin hikâyesi de bize her hızlı şeyin, daha yavaş bir başlangıçtan çıktığını anlatıyor.
İşte tam bu noktada, eylemsizliğin sembolü Oblomov ile geleceğin hızı Yapay Zekâ zihnimde kesişiyor.
Gonçarov'un romanına dönelim:
Oblomov koltuğunda kıpırdamadan otururken, bu eylemsizlik etrafındakileri harekete geçirmedi mi?
Olga, onun o anki haline değil, içindeki henüz eyleme geçmemiş potansiyele âşık olmadı mı?
Yavaş ve ağır bir varlık olan insan da kendinden katbekat hızlı olan yapay zekâyı doğurdu.
Belki de bugün yapay zekâ, yarın gelecek daha büyük bir dönüşümün potansiyel taşıyıcısıdır.
O halde soralım: Hareketin anası hareketsizlik midir?
Bu bültende Eylül yazılarında soramadığım sorulara cevap aradım. Oblomov'un sessiz eylemsizliğinden yapay zekânın baş döndürücü hızına, kuantum dalgalanmalarından Farabi'nin "ilk varlık" sorusuna kadar uzanıyoruz.
Değişim hızlanırken zihnin neden yavaşlamak istediğini, hareketsizliğin nasıl bir harekete dönüştüğünü ve insan bilincinin evrenin tuttuğu bir günlük olup olmadığını konuşuyoruz.
Podcasti Monolog'da okuyabilir, YouTube'da altyazılı izleyebilirsiniz.
Host of Zihin Karmaşası?
Claim your podcast to manage its listing and keep your show details accurate.
Pod Engine is an independent podcast discovery and analytics service and is not affiliated with or endorsed by this podcast. Artwork and show content belong to their owners. Full legal notice.