7 Nov 2026
Nefsi Mülhime İlham alan nefs - Şems 7-10 tefsiri
Nefse ve onu düzenleyeneSonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.Onu kötülüklere boğan da ziyan etmiştir. (Şems 7-10)“Sa'îd b. Cübeyr, "O nefsi, fücuru ve takvası ile başbaşa bırakan..." manasını vermiştir."Biz ona iki de yol gösterdik" (Fecr 10) ayeti gibi olmuş olur.İnsan kendisi denesin. Çünkü çoğu kez birşeyden hiç haberi yok iken, o şey hiç aklında yok iken, birden kalbine onun şekli, planı, sureti düşüverir. Kalbe düşen bu şekle binaen, kalbte o şeye bir meyil meydana gelir. Uzuvların hareketleri ve bu şeyin fiil olarak meydana gelişi de, kalbteki bu meyle varıp dayanır.Taatta bulunmak ve günahlardan uzak durmak suretiyle, nefsini günahlardan arındırarak, kendisini tezkiye eden, tertemiz yapanlar, felaha erer, umduğunu elde eder.Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), “Kad efleha men zekkâhâ” ayetini okumuş. Sonunda vakfederek (durarak) "Allahım, nefsime takvasını ver. Sen o nefsin velisi ve mevlasısın. Nefsimi temizle. Sen, nefsi temizleyenlerin en hayırlısısın.” Müslim, Zikir, 73; Müsned, 4/371.Salâh ehli, kendilerini izhar ederlerken, fısk ehli ise kendi nefislerini, gizli kapalı yerlerde gizler ve açığa vurmazlar. "İsyan ve günahlara dalmak suretiyle, nefsini gizleyen..." demektir.Bu ifade, içinde fücurunu saklayan... anlamındadır. Bu, bu kimsenin, fücura devam etmesi ve facir kimselerle oturup kalkmasıyla meydana gelebilecek bir durumdur.” RaziAllah bütün kainatı zıtlıklar üzere kurmuştur. Bir sıfatı Hayy, diğeri mumittir öldüren.Bir sıfatı Hadi, diğer Mudill'dir dalalete sevk eden.Hep güneş olmaz, hep yağmur olmaz. Hep hastalık olmaz, hep sağlık olmaz.“Allahü teâlânın feyzleri, nimetleri, ihsanları yani iyilikleri, her an insanların iyisine, kötüsüne, herkese gelmektedir. Herkese mal, evlat, rızık, hidayet, irşat, selamet ve daha her iyiliği fark gözetmeden göndermektedir; fakat insanların bir kısmı kabul ediyor, bir kısmı kabul etmiyor. Mesela güneş, hem çamaşır yıkayana, hem de çamaşırlara aynı şekilde parlarken, çamaşırcının yüzünü yakıp karartır, çamaşırları ise beyazlatır.” İmam-ı RabbaniDilimiz hergün binlerce kelimeyi söyler. En çok söylediği kelimeler ne ise, kalpte o nesneyle meşgul olur. Temizlenmiş bir kalp, öfkelendiğinde bırak dilini tutmayı, kalbi bile küfretmez.Fî kulûbihim maradun, fe zâdehumullâhu maradâ...Akıl ilmin yeri, gönül sevginin. Son anda Akıl formatlanir bildiğin herseyi unutursun, ismin dahil.Gönül öyle değil. Oraya dikkat etmeli oraya ne koydun orada ne var.Güç ruhtadır; fakat vasıtalar bedendedir.Ruh, bu vasıtaları istenmeyen fiiliyata döktüğünde, o zaman ruhun vasıfları söz konusu olur. Allah çirkin ve kötü olan hiçbir şey yaratmamıştır. Kötü ve çirkin olan, bizim kendi cüzi irademizle yaptığımız suistimallerdir.Şimdi bu durumda kötü hareketlerimizden kim sorumlu, beden mi, ruh mu? Kıyamet gününde beden ruhu, “Kötülük yapacak gücüm yoktu” diye; ruh da bedeni, “Kötülük yapacak vasıtam yoktu” diye suçlayacaklardır. Birbirlerini suçlamalarına şu cevap verilecektir: Siz kötülükte birbirlerine yardım etmiş olan kötürüm ve kör gibisiniz. Kötürüm görüyor ve kararları veriyordu; fakat körde kötülüğü yaptıracak beden ve güç vardı. İkisi suçluydular.Allah’ı takip etmeyip şeytana uyanlar ayrılacaklardır. Bir salkım üzümü düşünün. Salkımdan kopan her tane hemen çürür; fakat koparılmayanlar uzun yaşar. Üzüm tanesi salkımda kaldığı sürece beslenir. Her şey aynıdır ve zati itibariyle güzeldir. Çirkin olan sadece zahiri sıfatlardır.Allah, yalnız insanı cemalim ve celâlimle yarattım” diyor. Bazı insanda yalnız celâli zuhur ediyor, ‘Ben Allah’ım’ diyor; Firavun gibi. Bazı insanda cemali zuhur ediyor, ‘Ben kulum’ diyor; Hz. Peygamber gibi, ‘Seni layıkıyla bilemedim Allah’ım’ diyor. İşte celâli ve cemali, ikisinin de zuhur ettiği yer olduğu için insan çok önemlidir.