Alınteri sitesi olarak iki yıldır Geleceğe Dönüş ve Bi Durup Düşünsek başlıkları altında yaptığımız podcast serisini bu yayın döneminde Ufuk Turu başlığı altında sürdüreceğiz.
Gündemde öne çıkan başlıklara bağlı olarak politikadan teoriye, felsefe ve tarihten sanat ve edebiyata kadar değişik konuları ele almayı amaçladığımız programlar 20 dakikalık ses kaydı biçiminde olacak.
Yazarımız H. Selim Açan, açılışta o programda ele alınacak konuyu ve konuğunu kısaca tanıttıktan sonra konuğuna toplam üç soru soracak. Finalde de konuyu toparlama kapsamında 3 dakikayı aşmayacak şekilde bazı alt çizm
Hamit Erdem'le Ufuk Turu: Mustafa Suphi ve Onbeşler…
Mustafa Suphi ve yanındaki yoldaşlardan ondördünün Kemalist rejim tarafından oyuna getirilip katledilmeleri Türkiye sosyalist hareketinin tarihinde önemli bir kırılma noktasıdır. Bu konuda hemen herkes hemfikirdir. Buna karşın bazı yönlerden bugüne kadar süren tartışma ve polemiklere konu olduğu gerçeğinin üzerinden de atlayamayız.
“Yangınlara fazla bakan gözler yaşarmaz,
Alnı kızıl yıldızlı baş secdeye varmaz,
Döğüşenler ölenlerin tutmaz yasını.
Yine fakat bir yıldırım zulmeti yırtsa,
Sağır göğün koynundaki çanı haykırtsa,
Anıyoruz göğsünüzün son sayhasını.
Eski cihan, yeni cihan önünde eğil!
Aramızdan birkaç yoldaş ayırmak değil,
Her ne yapsan varacağız emelimize!
Karadeniz… bunu duysun derinliklerin:
O ateşli göğüsleri delen hançerin
Kabzasını alacağız biz elimize!
Bugünkü kuşakların tamamı için söylenebilir mi bilemiyorum ama Türkiye sol hareketinin 2000 öncesi kuşakları içinde Nazım ve Vâlâ Nurettin’in 1922 yılında Batum’da birlikte yazdıkları bu şiirin bestelenmiş halini duymayan hatta söylememiş olan bir devrimci sanırım yoktur.
Onbeşler İçin başlığını taşıyan bu şiir, bazı çevrelerin Türkiye komünist hareketinin tarihinin başlangıç noktası olarak gördükleri tarihsel TKP’nin kurucularından Mustafa Suphi ve yanındaki yoldaşların Kemalist rejim tarafından oyuna getirilerek katledilmeleri üzerine yazılmıştır.
Bu katliamın Türkiye sosyalist hareketinin tarihinde önemli bir kırılma noktası olduğunda hemen herkes hemfikirdir.
Buna karşın bazı yönlerden de bugüne kadar süren tartışma ve polemiklerin konusudur.
Ufuk Turu başlığı altında yaptığımız podcast sohbetleri kapsamında yazarımız H. Selim Açan, bu programda konuyu sosyalist araştırmacı Hamit Erdem’le konuşuyor.
16 Jan 2023
Garo Paylan'la Ufuk Turu: Türkiye'de Ermeni olmak
Türkiye’de Ermeni olmak, tıpkı Kürt olmak, Rum olmak, Arap olmak, Alevi olmak ya da LGBTİ olmak gibi küfürdür. Size “Ermeni dölü” ya da “tohumu” diye küfreden birini çekip vursanız neredeyse hiç ceza almazsınız.
Çünkü Türk mantalitesine göre bu çok ağır bir küfürdür. Şu an bu ülkenin Cumhurbaşkanı olan şahsın bir konuşmasında “Affedersiniz Ermeni..” aşağılamasını unutmuş olamazsınız.
Uzun sözün kısası Hrant Dink’in yaşadığı “güvercin tedirginliği” bu topraklarda geriye kalmış Ermenilerin yabancısı olmadıkları bir ruh halidir. Türkiye’de Ermeni olmayı, 1950 seçimlerinden 55 yıl sonra HDP milletvekili olarak TBMM’ye giren ilk Ermeni milletvekili Garo Paylan’la konuştuk. Garo Paylan’la sohbeti Alınteri’nin Youtube ve Spotify hesaplarından dinleyebilirsiniz.
11 Jan 2023
Neşe Özgen'le Ufuk Turu: Çığlaşan Göç
Gazetemiz editörlerinden Oya Açan, sosyoloji ve antropoloji profesörü Neşe Özgen ile çeşitli boyutlarıyla göç olgusunu, gün geçtikçe çığlayan bu devasa sorunu nasıl ele almak gerektiğini ve mücadele araçları üzerine konuştu.
Savaşlardan, iç savaşlardan, devlet terörü ve ayrımcı baskılardan canını kurtarmak için yaşadıkları yerleri terketmek zorunda kalan yüzbinler milyonlar var. İçine itildikleri koyu karanlık ve geleceksizlikten kurtuluş hayaliyle çıktıkları umut yolculuğunda geçtikleri her yerde krizin ve işsizliğin sorumlusu olarak görülüp düşman muamelesi gören milyonlarca insan oradan oraya savruluyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği 2021'de yayınladığı Küresel Eğilimler Raporu'na göre zorla yerinden edilmiş kişilerin toplam sayısı 2021'in sonunda 89,3 milyonu buldu. Önceki seneye göre yüzde 8, 10 yıl öncesine göreyse iki kat artış görüldü. Bu rakamlar, 8 milyar insanın yaşadığı dünyada her yüz kişiden en az birinin zulüm, çatışma, şiddet, insan hakları ihlalleri yüzünden evini terk etmek zorunda kaldığını gösteriyor. Bunlardan 53,2 milyonu ülke içinde başka yerlere giderken, 36,1 milyon kişi yurtlarını bırakmak durumunda kaldı. Ülkesinden kaçanların 27 milyonu mülteci statüsünde görülüyor.
Mültecilik sorunu çok katmanlı çok boyutlu bir sorun. Ne salt insan hakları sorununa indirgenebilir ne de dayanışma ve yardımlaşma yoluyla çözülebilir.
***
Bugün bu konuyu sosyoloji ve antropoloji profesörü Neşe Özgen'le konuştuk. Neşe Özgen Berlin Freire Üniversitesi'nde misafir araştırmacı olarak çalışıyor ve 2015'ten beri sürgünde yaşıyor.
1-Bugün sorunu yaratan Batılı emperyalist ülkeler başta olmak üzere Avrupa toplumlarını teslim almış olan göçmenlik olgusunun temelinde ne yatıyor? Bu olgu neden bu son yıllarda bu denli çığlaştı?
2-Göçmenlik nasıl bir hal sence? Sen de ben de politik mülteci olarak başka ülkelerde yaşıyoruz. Sürgündeyiz. Göçün hem göçmenler açısından hem de göçtükleri ülkelerde yaşayan insanlar açısından ne tür handikapları oluyor? Göçmenlik halini hem sosyolojik açıdan hem de bir kadın olarak nasıl tanımlarsın.
3-Türkiye, dünyada en çok mülteci barındıran ülke. Türkiye’de bugün, çeşitli ülkelerden gelmiş olan 4 milyondan fazla göçmen yaşıyor. Türkiye'nin ardından gelen Kolombiya'da mülteci sayısı Türkiye'ninkinin neredeyse yarısı. Bu konu ülkede sadece siyasetçiler arasında değil toplumda da derin yarık ve saflaşmalara yol açmış durumda. İktidar kanadı bu yığılmaya “insani” bir kılıf geçirmeye çalışıyor ama hepimiz biliyoruz ki, Türkiye aslında para karşılığı Avrupa'nın sınır bekçiliğini yapıyor. Bu anlamda göçmenler için bir açık hava hapishanesi, bir toplama kampı. Bunu başı sıkıştıkça Avrupa'ya karşı şantaj aracı olarak kullandığını da biliyoruz. İktidar karşıtı çevrelerde de sorun başka türlü araçsallaştırılıyor. Birbirine zıt görünen bu tutumları hangi temele oturtuyor, nasıl değerlendiriyorsun?
4-“Göçmen sorunu” olarak tanımlanan sorunu nasıl ele almak gerekiyor? Bu durum konusunda sadece bir insan hakları sorunu mu “insani duyarlılık”, “dayanışma” ve “yardım” yaklaşımıyla yetinilebilir mi? Zorla yerinden yurdundan edilen insanlar istisnasız her yerde aşağılanma, yok sayılma, ötekileştirilme ve ırkçılığın kurbanı olmaktan kurtulamıyorlar. Dünyanın bütün halklarının acısını yaşadıkları ve kapitalizm varolduğu sürece sonuçlarından kaçınamayacağımız bu devasa sorun konusunda neler yapılmalı?
Contact UFUK TURU
Guest appearances
Books guests
Based on episode analysis; this does not confirm that the show is currently accepting guests.
Host of UFUK TURU?
Claim your podcast to manage its listing and keep your show details accurate.
Pod Engine is an independent podcast discovery and analytics service and is not affiliated with or endorsed by this podcast. Artwork and show content belong to their owners. Full legal notice.
Explore this show Podcast research with Pod Engine